Kapadokya Balon Turu

Kapadokya bölgesi, peri bacalarıyla ünlü olan ve içinde Göreme Tarihi Milli Parkı’nı barındıran, ülkemizin en çok bilinen turistik bölgelerinden birisi. Bir hafta sonu turu için cumartesi sabahı gidip, pazar akşamı geri döndüğümüz gezimizi burada anlatalım. Uçhisar’da konakladığımız için biraz orayı dolaştık, pazar sabahı da balon turu yaparak bölgenin en ünlü aktivitesini yapmış olduk.

Balon turuna geçmeden önce kısaca Uçhisar’dan bahsedelim. Ancak hepsinden önce bahsi geçecek bazı  yerlerin nerede olduğunu görmeniz için aşağıdaki haritaya bir göz atmanızda fayda var.

Uçhisar ve Ortahisar, vadinin ortasında yükselmiş birer kayalıktan oluşuyorlar ve üzerlerinde de kaleler bulunuyor. Ortahisar’ın fotoğrafını balon turumuzda göreceksiniz, Uçhisar’ın fotoğrafı ise aşağıda.

Kaldığımız otelin hemen solunda Kapadokya’nın ünlü içi oyulmuş tepelerinden biri bulunuyordu. Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz tepenin içinde oyularak açılmış bir sürü oda bulunuyor.

Bu tepenin içine girip dolaşabiliyorsunuz, çok güvenli değil ama içinden yamaç çok güzel görünüyor. Bu taraf Uçhisar’ın Göreme’ye bakan cephesi ve eski evlerin çoğu yenilenmekte.

Diğer tarafa baktığınızda ise fotoğrafın ortasındaki gibi yıllardır sahipsiz kalmış bir çok binanın halen yenilenmeyi beklediği görülüyor.

Uçhisar’ın merkezi ve meydanı yukarıdaki kalenin eteklerine kurulmuş ve yeni binalarla dolu. Bu taraftaki yamaç ise çok daha otantik bir atmosfere sahip. Aşağıdaki binanın eskiden ne kadar güzel olduğunu tahmin etmek zor değil.

Eskiden buralarda yaşayanlar bir yandan kayaları oyarken bir yandan da kemerli yapılarla kat kat binalar yapmışlar. Sokaklarda dolaşırken karşımıza çıkan şu alttaki yapının kemerli kısmı karanlık olduğundan neye benzediği dışarıdan belli olmuyordu.

Oysa ki kemerin içine girildiğinde kocaman bir salonla karşılaşıyorsunuz. Bir çok başka yapıda bu tip kemerli girişlerin arkasında kayaya oyulmuş kiliseler dahi bulunuyormuş.

Bir de kayalara oyulmuş gizli geçitler kısmı var, onları fotoğrafla anlatmak çok zor, görebilme şansına erişmenizi ummaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. Kısa Uçhisar gözlemlerimizden sonra gelelim pazar sabahı balon turumuza.

Kapadokya Balon Turu

Pazar sabahı servislerle otelinizden alıyorlar. Sabah demek aslında çok doğru değil, resmen gece yarısı alıyorlar. 4:00 gibi kalkan servisle balon turunu yapan firmanın merkez binasına gidip, diğer servislerin de gelmesiyle rahat ve hızlı bir kahvaltı yapıyorsunuz. Sonradan öğreniyorsunuz ki siz kahvaltı yaparken balonları arabalarla rüzgarın durumuna göre kararlaştırdıkları kalkış yerine götürüyorlarmış. Kahvaltı bittikten sonra yeniden servise binip 15 dakikalık yolculuk sonrası kalkış noktasına vardığınızda nasıl bir etkinliğe bulaştığınızı anlıyorsunuz. Balonlar yakından çok kocamanlar.

Bizim kalkış noktamız Ortahisar’ın biraz ilerisindeydi. Bazı balonlar Göreme tarafından, bazıları buradan kalktı. Her firma kendince rüzgarı değerlendirip kalkış ve iniş noktasına karar veriyor. Herkes balona bindikten sonra kaptan ateşi açıyor ve balon yükselmeye başlıyor.

Öyle bol ateşle hızla yükselen bir alet değil. Sakin sakin ve büyük bir kuvvetle hareket geçiyor. Ateş verildikten bir müddet sonra kalkmaya başlıyor, yani balonun ne zaman ne yapacağını iyi bilen bir kaptan şart. Balonun havalanması tam da güneşin doğuşuna denk geliyor.

Alev verilmediğinde müthiş bir sessizlikte kalıyorsunuz. Havada asılı durumda olmak çok ilginç bir deneyim. Henüz alçaktayken ürkütücü gelmiyor. Hafiften başlayan rüzgarla balon hareket ettikçe sağ sol yapılabilecek bir direksiyonun olmaması iyice garip geliyor.

Etraftaki ve uzaktaki diğer balonların manzaraya kattığı renklilik muhteşem. Manzarayı izleyerek ve çok yükselmeden tarlaların üstünden kaya kaya Ortahisar’a geldik.

Burada baloncular evlerin üstüne fazla yaklaşmak istemiyorlar çünkü alev için açılan gaz basıncı sabah sessizliğinde oldukça çok gürültü yapıyor. Sabahın altısında tepesinde balon gürültüsüyle uyanan bazı ev sahiplerinin balonculara düşman olduğunu bile söylediler. O nedenle Ortahisar’ın üstünde biraz kayıp yükseldik. Yükselmek çok ilginç bir duygu.

Yükseldikçe her şey küçülüyor ve manzara genişliyor. Aşağıya bakmak ürkütüyor ama özellikle alevin olmadığı sessizliklerde, ki genelde durum böyle, çok keyifli bir seyahat yaşanıyor. Ortahisar’dan Göreme’ye doğru sakin rüzgarla yavaş yavaş kaydıkça açık hava müzesinin üstünde hareket etmeye başladık.

Uçuş sırasında balon kaptanları sürekli telsizle haberleşiyorlar. Şöyle ki, doğuya gitmek istiyorsanız çevredeki balonlardan doğu rüzgarı alan var mı diye soruyorsunuz, olumlu cevap alırsanız o balonun olduğu yüksekliğe çıkmak için gazı açıyorsunuz, ya da alçalıyorsunuz.

Kimi zaman diğer balonlara yaklaşıyorsunuz, ancak yükselmeden önce muhakkak çevredeki balonlardan üstünüzün açık olup olmadığını öğrenmeniz gerekiyor çünkü yukarıyı görmeniz mümkün değil.

Bu arada kaptanların bazen ustalıklarını göstermek için vadi kenarındaki kayalıklara ya da yol üzerindeki tarlalarda bulunan ağaçlara oldukça yakın geçtiklerini de söyleyelim. Böyle kaya kaya Göreme’nin yakınına geldik.

Buraya kadar bahsetmemişiz ama elbette yol boyunca her taraf peri bacaları ile dolu. Balondandan izlemesi çok keyifli çünkü özellikle büyük olanları yukarıdan görmek daha kolay. Göreme yakınından Uçhisar da fazla uzakta görünmüyor.

Kaptanlarımız, söylemiş olalım, her balonda güvenlik için iki kaptan bulunuyor, bu bölgede bir yükselelim, sonra alçalır ineriz dediler ve gazı açtılar. Önce yukarıdaki fotoğrafta Uçhisar’ı gördüğünüz manzaranın nasıl değiştiğini gösterelim. Adım adım yükseliyoruz ve Uçhisar halen görünüyor.

Sonra daha da yükseliyoruz. Uçhisar gittikçe küçülüyor, ileride uzak bölgeler görülmeye başlıyor. Bu kadar yükseğe çıkmak heyecanı da epey arttırıyor tabii ki.

Balon yavaş yavaş yükseldiği için her iki tarafı da rahatlıkla izleyebiliyoruz. Diğer tarafta kalan Göreme’nin nasıl değiştiğini de fotoğraflarıyla gösterelim.

Sonra biraz daha yükseldikçe minareler görülmez oluyor.

Yükseldikçe yükseliyor, artık evler de iyice küçülüyor.

Bu arada, doğrusu nedir bilinmez ama insana sanki balonun iniş hızı yükselmesinden daha çokmuş gibi geliyor. Ya da iniş sessiz olduğundan olabilir, emin değiliz, aklımıza gelip sormadık da ama inmek çıkmaktan daha zevkli. İnerken diğer balonları tepeden görmek de çok hoş.

Bu yükselip alçalma macerası bitince kaptanlar uygun bir iniş yeri arıyorlar ve aşağıda dolaşan yer ekibine nereye ineceklerini söylüyorlar. İniş ekibi bir kamyonet ve arkasında çektiği treylerden oluşuyor. Usta kaptanlar balonun sepetini tam treylerin üstüne indiriyorlar, sonrasında kamyonet balonu yavaş yavaş çekerek civardaki boş bir tarlaya sürüklüyor.

Siz sepetten indikten sonra ekip balonun havasını indirirken bir yandan kutlama masası hazırlanıyor ve patlatılan şampanya sonrası sembolik madalyalar katılımcılara veriliyor. Saat daha 7 ve tüm eğlence bitiyor. Gerisi servise biniş ve otele dönüş.

Balon turu olsa da olmasa da Kapadokya görülmesi gereken muhteşem bir doğal güzellik. Ülkemizin her yerine yakın olan bu bölgeye gitmeyen kalmamalı. Özellikle son yıllarda yabancı turist sayısı azaldığı için bu bölgeye gitmek için oldukça sakin zamanlar olduğunu da belirtelim.

Gürkan, Mayıs 2017

Söyleyecek sözü olan?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Basit bir aritmetik! *