Ne Gördüm’e Hoşgeldİnİz

İstediğimiz kadar gezemesek de seyahat etmeyi severiz. Sık sık da haftasonu ne yapsak diye düşünürüz. Seyahatlerimizden önce gideceğimiz yerleri mutlaka araştırırız ama sıklıkla merak ettiğimiz detayları bulamayız. Biz arıyorsak siz de arıyorsunuzdur diye düşünerek, gördüklerimizi burada toplamaya karar verdik.

Ne gördüysek buraya yazdık, olabildiğince de detaylı yazdık. Okumak isterseniz, konu başlıkları ve konular aşağıda.

Her yaz Ege’de tatil yaparız. Bu yaz da tatil planımızı yaparken en çok sevdiğimiz Fethiye veya Datça’dan birini seçecektik. Buralarda uygun fiyatla kalıp her gün bir koya gitmek iyi bir alternatif. Ancak Datça Palamutbükü’ndeki düzgün bir bungalowun gecelik oda-kahvaltı 200 TL olan fiyatını öğrenince farklı bir rota yapmaya karar verdik.

Hazır vizemiz varken ve Halkidiki‘de 8 €’ya leziz ahtapotlar yemişken, Ege sahillerimize yakın yunan adalarında fiyatlar nasıl diye araştırmaya başladık. Nedense aklımıza ilk Samos geldi. Gerçi sonradan diğer adalara da biraz bakındık ama Samos hakkında okuduklarımız ve en önemlisi oda fiyatlarını gördükten sonra Samos seyahatini planlamaya başladık. Çok da iyi yapmışız. İyi ki Samos’a gitmişiz.

Adanın ismi Samos. Türkçe’de Sisam adası olarak geçiyor. Biz Samos demeyi daha çok sevdik.

Devamı için tıklayın

“Büyük şehrin, küçük, el değmemiş cenneti”

Karaburun (Mimas), tanrıça Athena’nın zeytini ilk yetiştirdiği yer. Nergis Çiçeğinin yetiştiği ilk toprak. Mitolojik olarak bir çok hikayenin geçtiği yer. Ayrıca ünlü şair Homeros’un burada doğduğu varsayılmakta.

Karaburun’un yolunda 300’e yakın viraj varmış. “Yolu olmadığından gelişmedi” diyorlar. Şehir Merkezini köy gibi düşünün. Fazladan sadece Mini Tansaş, Şok ve 2 eczane var. Ziraat Bankası, İş Bankası ve Garanti Bankası paramatiği var. Petline dışında en yakın benzin istasyonu 20 km uzakta. Bu bilgiler ile giderseniz sıkıntı çekmezsiniz. Burada şöyle bir haksızlığa da neden olmayalım. Bu bahsettiklerim sayesinde her şey taze, kokusunda, tadında ve doğallığında, daha ne olsun.

Biz görkemli mitolojisinden büyülensek de sıcak yaz günlerinde tanrıları rahat bırakarak, diğer büyüleyici kısım olan denize dönelim…

Devamı için tıklayın…

Prag, Milan Kundera’nın kitaplarından sonra, görmek istediğim yerlerin başında geliyordu. Evet, nedense Kafka değil, Kundera’ydı bana Prag’ı merak ettiren, beni çeken. Çok sevgili kocam, hazır vizemiz varken hayallerin gerçek olsun dedi. Sanırım kendisi de daha önce gittiği Prag’ı tekrar görmek ve çok sevdiği Becherovka’yı tekrar içmek istiyordu.

Uzun bir tatil için zamanımız olmadığından Prag’ı bir hafta sonuna sıkıştırmalıydık. Türk Hava Yolları‘nın birikmiş Miles & Smiles milleri ile cuma akşam 16:30 uçağı ile gidip pazar akşam 19:30 uçağıyla geri dönecek şekilde biletimizi alınca bize Prag’da 2 gece ve 2 gün kalmış oldu. Kalacak ucuz, temiz, merkeze yakın bir oteli de booking.com dan ayarlayınca her şey tamam oldu.

Devamı için tıklayın…

2014 yaz başında, Selanik ve Halkidiki’yi kapsayan bir tura katıldık. Selanik’te bir gece, Halkidiki’de üç gece geçirdiğimiz bu tur sayesinde Yunanistan’ı biraz tanımış olduk. Bu tur için Yunanistan’ın bize verdiği uzun süreli vize sayesinde de Prag ve Samos‘a gitmemiz kolay oldu.

Aslında Halkidiki, Selanik’in güneyindeki yarımadaların adı. Biz tam olarak, trident şeklinde olan bu üç yarımadadan batıda olanına yani Kassandra’ya gittik. Bu trident’in mitolojideki deniz tanrısı Poseidon’un asasını sembolize ettiğini de söyleyelim.

Otobüsle yaptığımız ve grup dışında gezme imkanımızın pek olmadığı bu turda, serbest gezemediğimiz için fazla detaya sahip olamadık. Ama yine de, Selanik ve Kassandra bölgesinin güzelliğini biraz olsun anladık.

Devamı için tıklayın…

İstanbul’da yaşayan ve yazın hafta sonlarında denize girmek isteyenler için birçok seçenek mevcut. Karadeniz ve Marmara Denizi’ne ulaşmak kolay ama ikisi de Ege Denizi’nin yerini tutamaz. İstanbul’a en yakın Ege Denizi kıyısı ise, daha önce sualtı dünyasında bahsettiğimiz Saros Körfezi. Yakın olsa da birçoğumuz tarafından yeterince bilinmiyor. Biz de yeni keşfettik. Hava güzel olduğunda Saros’a kaçıyoruz.

Saros Körfezi derken, biz burada Gökçetepe ile Erikli arasından bahsedeceğiz. Körfezin bu yakasında daha başka birçok güzel yer olduğu gibi, karşı yakasında da harika yerler varmış. Biz o tarafları henüz görmedik, bildiğimiz yerleri yazıyoruz.

Devamı için tıklayın…

Antalya’nın sıcağından kurtulmak için denize girmekten daha keyifli bir alternatif var. Köprü Çayı’nın yarattığı kanyon ve çevresindeki doğal güzellikleri yani Köprülü Kanyon Milli Parkı’nı ziyaret etmek, hızla akan soğuk sularda rafting yapmak ve rafting sonrası lezzetli bir alabalık yemek.

Antalya Alanya yolunda, Serik’i geçtikten sonra yönlendirme tabelalarını takip ederek Köprülü Kanyon’a ulaşabilirsiniz. Gayet rahat ve keyifli bir yolu var, ana yoldan ayrıldıktan sonra 45 dakika kadar bir yol kalıyor. Bu civardaki otellerden tur düzenleyen bir çok firma da var.

Devamı için tıklayın…

İstanbul dışına çıkınca yediğiniz sebzelerin lezzet ve koku farkını hissedenlerden misiniz? O tadı bulmak için marketin kolaylığından vazgeçip pazara gitsek de, her tezgahtaki domatesi koklasak da, istediğimiz doğallığı bulamıyoruz.

Devamı için tıklayın…

Hafta sonumuzu nasıl değerlendirsek diye başladığımız araştırmamız bizi müzelere yönlendirmişken,  karşımıza Borusan Contemporary  çıktı. Aslında bizim için işin cezbedici kısmı 7 yaşındaki oğlumuz için çocuk atölyesi yazan bölümdü.

Eşimin çabaları ile, büyük şehrin yararlanamadığımız nimetlerinden birinden yararlanma kararı alındı ve İstanbul’da Küçükyalı’dan Rumeli Hisarı’na yolculuk da göze alınarak, pazar günü saat 11:00’de yola çıkıverdik.

Devamı için tıklayın…

Bu güneşli pazar günü ne yapsak diye düşünüp dururken aklıma kenarda boş boş duran Müze Kart geldi. Geçen sene Efes Antik Kenti’ni gezmek için aldığımız kart bir yıldır boşta duruyor ve henüz başka bir yerde kullanamadık. Müze Kart nerelerde geçiyor diye baktığımızda Topkapı Sarayı’nda geçtiğini görünce yola düştük. Metro ile Kadıköy, oradan vapurla Karaköy, sonra da tramvay ile Gülhane durağında inip aşağıdan saraya doğru çıktık.

Devamı için tıklayın…

Bu dünya bir pencere, her gelen bakıp gider.