Etiket arşivi: nakş-ı cihan meydanı

Tahran, İsfahan ve Şiraz | İran

Bu yazıdaki bilgiler, iş için 2010 ve 2011 yıllarında otuzdan fazla kez iki üç günlüğüne gittiğim İran’da gördüklerimden oluşmaktadır. Aradan oldukça zaman geçtiğinin farkındayım ama İran gibi zamanın yavaş ilerlediği bir ülkede bu süreçte çok bir şeyin değiştiğini tahmin etmiyorum. En azından burada anlatacaklarım çok değişmemiştir.

Yazının ana çerçevesini Tahran’dan başlayıp İsfahan üzerinden Şiraz’a arabayla gidip döndüğüm bir seyahat oluşturmakta. İş için gidilen seyahatlerde genelde etrafı dolaşmak pek mümkün olmaz. Ancak İran gibi az bilinen bir coğrafyada yaklaşık 2,000 km arabayla seyahat edince biraz etrafa bakılabiliyor. 2010 yılı temmuz ayında yaptığım bu seyahatin rotasını aşağıda gösterdim.

Iran-Rota

Öncelikle İran’ın nasıl bir ülke olduğundan biraz bahsedeyim. Yurt dışına gittiğinizde etraf biraz yabancı gelir, kendinizi uzak hissedersiniz ya, İran öyle değil. Sanki Türkiye’nin bazen modern yüzünde, bazen ise az gelişmiş bölgelerinde dolaşıyor gibisiniz. İnsanlar güler yüzlü ve yardımsever, Farsça’da yüzlerce tanıdık kelime var, özellikle Tahran’da bir çok Azeri Türk’ü ile karşılaşıp rahatça konuşabiliyorsunuz. Taksilerde taksimetre olsa da pazarlık edebiliyorsunuz, dolar her yerde geçer akçe, sokaklar güvenli, kavga eden kimse yok, trafik karmaşık ama kendi içinde düzenli. İnsanların koyduğu kurallardan oluşan, zorlama kuralların gerçek hayatta pek uygulanmadığı, rahat ve huzurlu bir ülke. Özetle ben İran’ı çok sevdim ve her gittiğimde mutlu oldum.

Bahsettiğim araba yolculuğu Tahran’dan başlasa da, öncesinde ve sonrasında gittiğim seyahatlerimde gördüklerim daha detaylı olduğundan Tahran’ı seyahatten bağımsız anlatacağım.

Tahran'da bir cadde
Tahran’da bir cadde

Tahran dağlara yaslanmış kocaman bir şehir. İki havaalanı var. Birisi şehrin 30 km kadar dışında bulunan İmam Humeyni Havaalanı. Uluslararası uçuşlar buraya yapılıyor. Modern ve rahat bir havaalanı. Şehir içinde bulunan Mehrabad Havaalanı ise yurt içi uçuşların yapıldığı, eski bir havaalanı. İran’da uçakla seyahat etmek çok tercih ediliyor ve uçaklar oldukça ucuz. Bir çok şehire bolca uçuş var ve Iran Air’dan başka çokca özel havayolu şirketi de hizmet veriyor. Aşağıdaki fotoğrafı, Mehrabad’dan Şiraz’a giden bir uçaktan çekmiştim.

Tahran-Ucaktan

Şehrin ortasında görülen kule Milad Kulesi. Yapımı oldukça uzun sürmüş olan ve Tahran’ın sembollerinden biri olan bu kule şehrin neredeyse her yerinden görünüyor. Kuleye çıkma şansım olmadı ama oldukça ihtişamlı görünüyor.

Tahran-Milad-Kulesi

Tahran’ın kenar mahallelerine pek gidemedim ancak kaldığımız yerlerde camdan bakınca gördüklerim bizim yapılarımızdan çok da farklı değildi.

Tahran-Evden

Elbette mimari olarak bir takım farklar mevcut ancak evlerde oldukça rahat edebiliyorsunuz. Sokakların sakinliği de bizim sokakları andırıyor.

Tahran-Sokak

Tahran’ın içinde aynı İstanbul’daki E-5 gibi bir otoyol bulunmakta. Oldukça bakımlı olan bu geniş yollarda trafik bizden farklı değil.

Tahran'ın E-5'i
Tahran’ın E-5’i

Yönlendirme tabelaları elbette Farsça ama alfabe farklı olduğundan ülkenin her yerindeki tabelalarda aynı zamanda İngilizce metinler de yazıyor.

Tahran-Cadde3

Tahran’da insanların yaşam şekli hakkında derinlemesine bilgi veremeyeceğim ama kültürümüzün benzerliğini rahat hissedebileceğiniz bir sayfiye yerinden bahsetmek istiyorum. Şehirden dağlara doğru çıkılarak gidilen Evin isminde bir bölgeden bahsedeyim.

Tahran-Evin-Yolu

Şehre çok uzak olmayan bu bölgede dağlardan akan suların arasına kurulmuş bir çok restoran bulunuyor.

Tahran-Evin-Restoran1

Bu arada restorana giderken sokakta tanıdık bir markanın tabelasına rastlamak ilgimi çekiyor. Özellikle İran’da…

Tahran-Evin-Efes

Aşağıdaki fotoğrafta yan masamızda yemek yemekte olan bir aileyi görüyorsunuz. Bu fotoğrafı masadakileri rahatsız etmemek için ağaçları çeker gibi çekmiştim çünkü kadının başını örtüş şekli, makyajı, saçının görülmesi, pahalı gözlüğü gibi detaylar tüm İran’da aynı. İran’da kadınlar nasıl giyiniyor diye sorsanız bu fotoğrafı gösteririm.

İran'da tipik kadın giyimi
İran’da tipik kadın giyimi

Gerçekten de caddelerde, havaalanlarında, uçaklarda, mağazalarda, kısaca her yerde gördüğüm kadınların yüzde doksanı bu şekilde giyiniyorlardı. Özellikle bol makyaj yapmaları ve başlarını bu şekilde yarım örtmeleri ilk gördüğümde beni oldukça şaşırtmıştı. Yan masayı çekmişken masamızdaki tipik İran yemeklerinin de bir fotoğrafını çektim elbette.

Tahran-Evin-Yemek

İranlılar sebzeyi pek sevmiyorlar. Et ve pilav ana besin kaynakları. Yukarıda gördüğünüz gibi kebap, et, domates ve biberden oluşan ana yemek, yanında da her zaman çeşit çeşit süslenmiş zerdaçallı pilav. Yani İran’da (vejeteryan değilseniz) aç kalma şansınız yok. Rahat rahat her yerde lezzetli etleri yiyebilirsiniz. Masada gördüğünüz biralar ise alkolsüz bira ve İran’da her bakkalda bulabilirsiniz. Bol tüketilen ve sevilen bir içki. Yukarıda tabelasını gördüğünüz markanın da tabii ki alkolsüz içecekleri satılıyor. Alkol yasak. En azından açıkta satmak yasak.

Evet, Tahran hakkında bu kısa bilgileri verdikten sonra uzun seyahatimize başlayalım. Tahran’dan İsfahan’a doğru yola çıktığınızda şu aşağıdaki görüntüye alışmanız gerekiyor.

Tahran-İsfahan yolu
Tahran-İsfahan yolu

Uçsuz bucaksız düzlükler, yarı çöl bir doğa, cetvelle çizilmiş gibi dümdüz yollar ve sıcak. İşte bunlar bize farklı geliyor. Şehirden uzaklaşınca İran’ın büyüklüğü ve farkı anlaşılıyor. Uzun süre aşağıdaki yolda gittiğinizi düşünün.

Isfahan-Siraz-Yol-1

Büyük şehirler arasında ücretli otoyollar var. Yukarıdaki görüntü otoyoldan. Ancak ücretsiz yollar daha renkli. Yol kenarlarındaki binaların duvarlarında bir takım hizmetleri veren kişilerin reklamları ve cep telefonu numaraları olduğunu öğrendiğim yazılar var.

Iran-Yol-Kenari-1

Belli aralıklarla bakkal, kasap, oto tamircisi gibi mağazaların bulunduğu yapı toplulukları var, buralarda duran ve dinlenen araçlar bulunuyor.

Iran-Yol-Kenari-2

Benzinlikler bizimkilere benzemiyor, daha ilkel ve pompayı kendiniz kullanıyorsunuz. Üstünden çok zaman geçtiği için benzin fiyatını söyleyemeyeceğim ama o zamanlar basit bir yemek fiyatına bir depo benzin alınabiliyordu.

Iran-Benzinlik

Yeri gelmişken umulanın aksine pek az görülen camilerden yol kenarında gördüğüm birinin fotoğrafını da paylaşayım.

İran'da cami
İran’da yol kenarında bir cami

Hız limitlerine herkes dikkat ediyor. Ciddi bir cezası olduğundan, yollar geniş ve boş olsa da kimse sürat yapmıyor. Polislerin radarları da oldukça ilkel görünüyor ama İran’da çok zenginler haricinde sadece polis arabalarında Mercedes gördüğümü de söylemem lazım. Söylentiye göre İran hükümetinin Mercedes fabrikasında hissesi varmış ve kar karşılığı para yerine araba alıyorlarmış. Kim bilir belki de doğrudur.

Iran-Radar-1

Diğer yandan İran’da bizim ehliyetler ile araç kullanamıyoruz. Gerçi ben çok sakin bir yolda bir müddet kullandım ama ara sıra polis radarları olduğundan ne olur ne olmaz diye yan koltuğu tercih ettim.

İran'da radar

Tahran’dan yaklaşık 5 saatlik bir yolculuk sonrası İsfahan’a vardık.

Isfahan-Yol1

İsfahan oldukça yeşil bir şehir. Yani nispeten. Çevresindeki doğaya göre oldukça yeşillendirmişler. Eski şehir tarafı biraz dar olsa da, şehrin yeni bölgeleri oldukça düzenli.

Isfahan-Yol2

Çok köklü bir tarihi barındıran İsfahan, gerçekten görülesi bir şehir. Safevi Devletinin yaklaşık 250 yıl boyunca başkentliğini yapmış olduğundan ve dünyadaki en eski ve en büyük ermeni mahallesine sahip olduğundan, hem tarih hem de zenginlik açısından görülmeye değer bir şehir.

Şehre öğlene doğru girdiğimizden, sıcak basmadan önce dünyanın en büyük meydanlarından birisi olan Nakş-ı Cihan meydanına gittik. Meydanı tek bir fotoğrafa sığdırmak pek mümkün değil, sol tarafının fotoğrafı aşağıda.

İsfahan Nakş-ı Cihan Meydanı
İsfahan Nakş-ı Cihan Meydanı

Sol tarafta mağazalar ve otobüs durakları var. Ama sağ taraf daha ihtişamlı.

İsfahan Nakş-ı Cihan Meydanı
İsfahan Nakş-ı Cihan Meydanı

Meydanın sağ kenarında Şah Cami yer alıyor. Ortasında ise karşılıklı olarak Şeyh Lütfullah Cami ve Ali Kapı Sarayı yer alıyor.

İsfahan Şeyh Lütfullah Cami
İsfahan Şeyh Lütfullah Cami

Bu meydan ve etrafındaki yapılar hakkında tarihi bilgi vermek isterdim ama haddim olmadığından merak edenleri internetten araştırmaya yönlendirmek durumundayım. Meydanın ortasındaki havuz sıcak günlerde serin bir vaha yaratıyor.

Isfahan-NaksıCihan-Havuz

Meydanın bence en muhteşem yapısı Ali Kapı Sarayı. Maalesef aklıma gelip de uzaktan genel bir fotoğrafını çekmemişim ama içinden oldukça detaylı fotoğraflar var. Önünden görünüşü aşağıda.

İsfahan Ali Kapı Sarayı
İsfahan Ali Kapı Sarayı

Sarayın üst kısmı ahşap.1598 yılında yapılmış ve 6 katlı. Yapının içine girdiğiniz anda Safevi sanatı sizi karşılıyor.

Isfahan-Ali-Kapi-6

Terasa çıkınca sağ tarafta Şah Cami çok güzel görünüyor.

Isfahan-Sah-Camii-1

Bu manzarayı bulmuşken, bir de zum yapıp kubbenin güzelliğinin fotoğrafını çekmişim, size de göstereyim.

İsfahan Şah Cami
İsfahan Şah Cami

Gelelim Ali Kapı Sarayı’nın güzelliklerine. Teras kısmının üstündeki ahşap yapıdaki detaylar inanılmaz güzellikte.

Ali Kapı Sarayı Ahşap Tavanı
Ali Kapı Sarayı Ahşap Tavanı

Üst katlara çıktıkça sarayın özel odalarının tavanları göz kamaştırıyor. Özel akustik uygulamalar çok güzel bir şekilde yapılmış.

Ali Kapı Sarayı Tavanı
Ali Kapı Sarayı Tavanı

Bu güzel sanatı izlemeye doyamıyorsunuz. Bu kültürün üstün sanatının en güzel örnekleri bu sarayda.

Isfahan-Ali-Kapi-2
Ali Kapı Sarayı Tavanı

Saray çok iyi durumda değil ama yıkık dökük de değil. Bazı alanlarında restorasyon çalışması yapıyorlar. Rahat rahat geziyorsunuz. Bu arada oldukça fazla sayıda Avrupalı turist gördüğümü de belirteyim. Japonları söylememe gerek yok sanırım.

Isfahan-Ali-Kapi-4

Meydandan çıkınca İsfahan’ın çarşısına geçtik. Öğle saati olduğundan sokaklar boş, mağazalar kapalıydı. İran’da yazın genelde öğlen 12-1 ile akşam 4-5 arası mağazalar kapalı oluyor.

Isfahan-Carsi-1

Pahalı mağazaların olduğu bu bölge Julfa ermeni mahallesi. Oldukça güzel bir bölge. Temiz sokaklar ve düzgün mağazalarla dolu.

Isfahan-Carsi-2

Çarşıda gezerken gördüğüm yaratıcı bir tabela çok hoşuma gitti. Amerikan markalarının giremediği ülkeye amerikan modelleri yaratıcı bir şekilde giriyor demek ki.

Isfahan-Carsi-3

Bu bölgedeki en güzel yapı, içine girmemiş olsak da dışarıdan kendini belli eden Vank Katedrali.

İsfahan Vank Katedrali
İsfahan Vank Katedrali

Günümüzde bile dünyanın en kalabalık ermeni mahallelerinden olan Julfa’da 16 tane kilise olması ve ermenilerin rahatça burada yaşıyor olmaları İran’ın göründüğü kadar anlayışsız olmadığının bir kanıtı.

İsfahan Vank Katedrali
İsfahan Vank Katedrali

Katedralin arkasındaki meydanda 1636 yılında İran’a ilk matbaa makinasını getirmiş olan Başpiskopos Khachatur Kesaratsi’nin bir heykeli bulunuyor. Bu kültüre oldukça faydalı olmuş olan ermenilerin anılarına halen saygı gösterilmesi gerçekten çok güzel.

Başpiskopos
Başpiskopos Khachatur Kesaratsi

Saat biraz ilerleyip güneş şiddetini azaltınca bu sefer Şiraz’a doğru yola çıktık. İsfahan’dan çıkar çıkmaz bildik yol manzarası tekrar sizi karşılıyor.

Isfahan-Siraz-Yol-5

Yaklaşık 6 saat süren bu yolda Şiraz’a yaklaştıkça biraz çevre değişiyor, dağlara çıktıkça etraf yeşilleniyor.

Isfahan-Siraz-Yol-4

Çok gerekli bir fotoğraf olmasa da, otoyol mesafe tabelalarından arap alfabesindeki rakamları nasıl öğrendiğimi aşağıdan anlayabilirsiniz.

Shiraz-195-km

Şiraz’a 140 km kadar kala, Pers tarinin en önemli anıtlarından birisi olan Pasargad’ı görünce uğramak istedik. Yolun hemen yanında ve giriş çıkış çok kolay.

Pasargad
Pasargad

Milattan önce 500 yılı civarı yapılmış olan bu anıt aslında Cyrus the Great diye bilinen II.Kiros’un mezarı. Pers İmparatorluğunun Akamanış hanedanının kurucusu olan II.Kiros, hanedanını Akdeniz’den Indus nehrine kadar genişleten çok önemli bir kişi. Pasargad’ı açıklayan yazının mezar ile ilgili olan kısmını ilgilenenler için buraya koyuyorum.

Pasargad-Yazi

Fazla bir kalıntının olmadığı Pasargad’da, konuyla ilgili olmasa da taa buralara geldiğimizde bile İran’lı kadınların nasıl gezdikleri ile ilgili başka bir örnek daha vermek istiyorum. Aşağıda gördüğünüz gibi kadınların giyimi tahmin edildiği gibi aşırı kapalı değil.

Pasargad-3

Haddim olmadan tarihi bilgi vermek istemediğimden, Pasargad’ı burada bitiriyorum ve mezarın daha yakından bir fotoğrafını daha buraya koymak istiyorum.

Pasargad
Pasargad

Pasargad’ın çıkışında fotoğrafını çekmiş olduğum aşağıdaki çadır ve örneklerini, İran’da sık sık görebilirsiniz. Onlarca dini bayram olan ve sık sık tatil olan İran’da, gittiğimiz gün de bir bayram olduğundan, burada çadır kurup kutlama yapıyorlardı. Bu gelenek gerçekten bizim alışkın olmadığımız bir durum ve değişik geliyor.

Pasargad-4

Pasargad’dan çıktıktan sonra Şiraz’a rahatça vardık. Şiraz’a özellikle Türk Hava Yolları direk sefere başladıktan sonra çok kereler gittim. Ancak yazının başında söylediğim gibi iş seyahatlerinde etrafı gezmek pek mümkün olmuyor, o nedenle Pers İmparatorluğunun ünlü antik kenti Persepolis’e maalesef gidemedim. Şiraz sokaklarından bir fotoğraf aşağıda.

Siraz-Yol-1

Şiraz ile ilgili bir yazı yazıp da Persepolis’i ve Şah Çerağ Türbesini yazmamak olur mu diye düşünsem ve göremediğim için ne kadar üzgün olsam da, görmediğim bir yer hakkında bir şeyler yazmayı doğru bulmuyorum. Her ikisini de göremediğim için kendime hala kızıyorum.

Şiraz bu bölgenin en büyük şehri. Ticaretin ana üssü ve epey kalabalık bir şehir. Oldukça yeşil ve diğer şehirlerin aksine çevresi de çok yeşil. Aşağıda şehir merkezinde mağazaları görüyorsunuz. Sokakların genel durumu böyle.

Siraz-Yol-2

Şiraz’da çok bulunmuş olsam da, bu yazıda bahsettiğim uzun araba yolculuğu dışında pek de fotoğraf çekmediğimi sonradan farkettim. Aslında şimdi düşünüyorum da, fotoğrafını çekecek pek de bir şey yoktu. Yollar, evler, arabalar ve insanlar. Cami bile çok azdı. Aşağıda bir camiyi görebilirsiniz.

Siraz-Yol-3

Ancak, Şiraz’a gidip de Şiraz üzümü yemeden olmaz. Hem de bağından. Tam mevsimine denk geldiğimiz bu seyahatte, yol üzerinde gördüğümüz bir üzüm bağına da daldık.

Şiraz Üzüm Bağı
Şiraz’da Üzüm Bağı

Şiraz üzümünün ana vatanında bağdan üzüm yemek de herkesin yaşayabileceği bir şey değildir. Gerçekten çok lezzetli olan üzümden göz hakkımızı olarak bir kaç salkım alıp arabada yedik. İşte şöyle bir şeydi.

Şiraz Üzümü
Şiraz Üzümü

Son söz olarak, Şiraz’da alışveriş yaptığımız bir mobilya mağazası sahibinin öğle tatiline girecekken bizi depoya davet etmesini, orada evden getirdiği ev yapımı Şiraz üzümünden yapılmış arak ikram etmesini unutamam. Ben böyle güzel bir içki içmedim diyerek yazımı noktalıyorum. İran bildiğiniz gibi değil.

Gürkan, Temmuz 2010