Etiket arşivi: anadolu yakası

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi | Ataşehir

İstanbul’un Ataşehir ilçesinde cennetten küçük bir bölüm var. Belki de sürekli önünden, yanından, sağından, solundan geçip duruyorsunuz ama içini bilmiyorsunuz.

 

Aşağıdaki krokide de göreceğiniz gibi çevre yollarının ortasında kalan (belki de bu yüzden hala var olabilen) küçük cennet bahçesi.

 

Bahçenin tarihçesi hakkında  bilgi almak isteyen olabilir diye kendi site linkini buraya bırakayım. NGBB

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB), 1995 yılında Ali Nihat Gökyiğit tarafından eşi Nezahat Gökyiğit adına hatıra parkı oluşturulmak amacıyla kurulmuş ve başlangıçta ‘hatıra parkı’ amacına yönelik bir bitkilendirme ve ağaçlandırma planı uygulanmıştır.”

Bizim için bu açıklama yeterli diyenler ile yazımıza devam edebiliriz. Zira birazdan fark edeceğiniz gibi, yazımızın amacı daha ziyade bahçenin doğal ve huzurlu güzelliğini size tanıtmak.

Bahçenin iki ayrı girişi var. Ataşehir ve Ümraniye girişleri.

Bu girişlerden hariç TEM bağlantısı üzerinden bir kapı görüp girmek isteyebilirsiniz ama bu kapıdan sadece gelin ve damatları alıyorlar, bu sebepledir ki evlenip gitmeniz gerek :)

Yok biz evlenmeden gitmek istiyoruz, eşimin gelinliğini güveler yedi, damatlık benim oğlanda diyorsanız, Ataşehir veya Baraj Yolu üzerinde ki Ümraniye girişi tercih edilmeli diye önemle öneriyorum. Zira biz TEM kapısından girmeyi denedik ama almadılar. Düğün yapmayacağız bizimki sadece nikah dedimse de dinlemediler, esefle kınıyorum. :)

Bahçeye biz Ataşehir tarafından çevre yolunun altlarından geçen, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz, tünelden giriş yapıyoruz. Alın size Alice Harikalar Diyarında… Bu da  tavşan deliğimiz:)

Tünelden çıktığınızda hemen önünüze nilüfer havuzu gelecek. Daha ilk dakikadan burayı sevmeniz için yeterli bir sebep. Ha yetmez derseniz, kurbağalar var, kazlar var, mesire alanı, çocuk oyun alanı hepsi yan yana…

Adı bahçe diye gözünüzün önüne küçük bir alan gelmesin. 8 ayrı adaya ayrılmış, bir günde ancak gezebileceğiniz bir yerden bahsediyorum.

Dışarıda acımasız kapitalizm gökyüzünü yutarken, siz içeride çiçek kokuları ve kaz sesleri ile ömür boyu mutlu olacaksınız. Tamam bizim yazımızın edebiyat değeri Lewis Carroll gibi olmuyor, siz buraya takılmayın efendim, bahçeyi gezin, çiçekleri koklayın :)

Merkez Ada, Mesire Adası, Ertuğrul Adası, İstanbul Adası, Meşe Adası, Anadolu Adası, Trakya Adası ve Arboretum Adası olarak isimlendirilen ve hepsinin aslında sizin gördüğünüzden farklı işlevli  bölümlere ayrılmış olan bahçe için günlük geziciyi ilgilendiren kısmı çevresindeki yeşil ve rengarenk çiçeklerin verdiği huzur.

Ne gördüm burasını bilimsel bir yazı olarak ele almış olsaydı, burada yapılan veya yapılmaya gayret edilen şey için çok fazla bilimsel sözcük ile birlikte ne kadar değerli ve geleceğe yönelik olduğu konusunda da bir şeyler mutlaka eklerdi.

Yazılarının temel içeriği geziler olan bir site olarak, bizim değineceğimiz ve değinmeye çoktan başladığımız şey, hafta içi veya hafta sonunuzu  (bireysel olabilir, aileniz ile olabilir, ailenizde çocuk varsa olabilir, evleniyorsanız ve fotoğraf çektirecek yer arıyorsanız olabilir) keyifle değerlendirebileceğiniz güzel bir yer hakkında birkaç kelam söz söylemektir.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçe’sine giriş aslında ücretsiz ama bağış yapmak isterseniz, gönlünüzden ne koparsa kaidesi devreye giriyor, bu 5 TL de olabilir, 20 TL de olabilir. Gönlünüzden bir şey kopmazsa giremezsiniz denmiyor.

Bu bahçe eşinizle el ele gezmeniz, çocuklarınıza ağaçları, çiçekleri, bazı hayvanları göstermeniz için düzenlenmiş. Amacınız mangal yapmak, çizgili pijama ile plastik top peşinde koşmak, askılı atlet ile küçük tüpteki çayın posasını nereye döksek diye düşünmekse, hayır burası size göre değil, zaten bunlar yasak.

Çocuklar için yukarıda fotoğrafını koyduğum keşif bahçesi küçük ama işlevsel, hemen yanındaki mini labirent bahçe de çok eğlenceli.

Labirent bahçenin kenarındaki ahşap kuleye çıkıp şöyle tepeden etrafı seyretmek, buradan fotoğraf çekmek ayrıca keyifli.

Bu eğlenceli alanları geride bıraktıktan sonra 50 hektar üzerine kurulmuş, bazıları üzerinde özel koruma ve araştırma yapılan bitkilerden oluşan bahçeyi gezebiliriz.

Bahçe çevre yolunun adalarına kurulduğundan, buralarda bazen üst geçitler bazen de alt geçitler ile geçişler sağlanıyor.

Eğitim çalışmaları da yapıldığından, her şey o kadar mükemmel düzenlenmiş ki,bahçede çocuklar için küçük sürprizler de oluşturulmuş.

Adaları kendi isteğinize göre belli bir sırada ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. Fotoğraf seviyorsanız her yerde çekmek ve çektirmek isteyebilirsiniz.

Bahçedeki tüm bitkilerin isimleri türkçe ve latince olarak belirtilmiş. Merakınız varsa sadece bakmalık değil aynı zamanda çok şey de öğrenebiliyorsunuz.

Merkez Ada kısmında küçük bir havuz var. İçinde her daim kazlar yüzüyor.

Havuz kazların yüzmesi için, siz sadece fotoğraf çekip, izleyeceksiniz. Yanına mayo almış olanlarınız varsa aman ha diyeyim. :)

Havuzun kenarında bizim çok sevdiğimiz bir heykel var.

Böyle uzanıp ağaç dallarının arasından gökyüzünü seyretmek, hele bir de mevsiminde gelmişseniz  buram buram yasemin kokusunu almak.

Havuza çok yakın bir yerde mini bir nilüfer havuzu da mevcut.

Yazımızın kapak fotoğrafı buradan. Burası biraz soluklanmanız için de iyi bir nokta.

Daha görülecek çok çiçek var.

Merkez Ada kısmını bitirdikten sonra, Ngbb’nin en değerli alanlarından olan Ertuğrul Adası bölümüne geçelim.

Tavşan deliğimize doğru ilerlerken yine bir nilüfer havuzu sizi karşılayacak.

Havuzun tam karşısındaki geçitte fotoğraflar ve Ertuğrul Adasının anlatıldığı sesli yayın var.

Bu bölüm için sitesi şöyle diyor: “2005 yılında açılan Ertuğrul adası, II. Abdülhamit’in emriyle 1890 yılında gittiği Japonya’dan dönüşte, fırtınada batan Ertuğrul Firkateynindeki 527 denizcinin anısına dikilen anıta ithafen adlandırılmıştır.” 

 

Biz ne zaman geldiysek hep sakinlik ve sükûnetle bizi karşılayan bir yer bulduk.

Bu bölümü özellikle çok sevmemizin ilk sebebi bahsettiğim gibi her zaman sakin olması, ikincisi nilüfer havuzlarının olduğu bir bölümü olması.

Üçüncüsü de burada dinlenebileceğiniz bir kaç yerin yan yana olması

ve çok güzel bir kokunun hem uzaklardan geliyor gibi hem de hemen yanınızdaymış gibi sizi sarması.

Bahçe için daha ne söylesek bilemiyorum. Gezerken, kendiniz keşfettikçe güzelleşen bir yer burası.

İçeride yiyecek ve içecek satılan bir bölüm yok. Siz abartısız bir şeyler getirip, yeşile yayılarak,  piknik moduna girmeden ama, atıştırabilirsiniz.

Bahçede tuvalletler mevcut bunu da belirteyim de çoluk çocuk ne yapacağız diye düşünmeyin.

Ertuğrul Adası’nın üst kısmına çıktığınızda da İstanbul Adası’nı görebilirsiniz. Burada da mini bir Galata Kulesi ve mini minnacık Boğaziçi Köprüsü ile Boğazı görebilirsiniz.

Bu bölümün fotoğraflarını kaybettim. Bir dahaki sefer çekip ekleme yaparım artık.

Siz ne kadar yaratıcı olursanız burası da size o kadar kendini gösterecektir.

Dönüş yolunda Tavuskuşlarının olduğu bir yer göreceksiniz. Merkez Ada’nin içinde Yönetim binasının alt bölümünde. Eğer siz de bizim gibi uslu olursanız böylesi bir manzara ile karşılaşabilirsiniz.

Sanırım bu kadar yazı yeterli.

Yeşilin ve kırmızının ve sarının…

Yani kısaca tüm renklerin, gittiğiniz mevsime göre size en güzel yönlerini gösterdiği bir cennet burası.

Siz de, kendinize hediye alırken, önce gözünüzü, sonra ruhunuzu doyurabileceksiniz.

Belki de içinizdeki sanatçı bir şeyler fısıldayacak size.

Keşfetmenin tadını çıkartırken, yapılan doğru şeyler için şükran duyacaksınız.

Velhasıl kelam küçük bir bahçe de olsa, umut etmekten vazgeçmemek gerektiğine sizi inandıracak.

Dünyamızın bizim sevgi ve saygımıza ihtiyacı olduğunu, bu minicik yer, bir ışık gibi içinize işleyecek. Hazır olun yeter.

Son söz, diyelim ki bizim gibi Ekim ayında geldiniz, yerlerde sarıdan kızıla bir sürü yaprak var ama siz birini bile elinize alıp yukarıdaki gibi fotoğraf çekmediniz. Bahçeden çıkartmıyorlar haberiniz olsun :)

Fotoğraflar için instagram hesabımıza, videolar için Youtube kanalımıza bakabilirsiniz.

Barış, Ekim 2018