Etiket arşivi: granada elhamra sarayı

Granada, Cordoba ve Malaga | Endülüs

Her gidenin çok beğendiği Endülüs’e sonunda bir tur ile gitme fırsatı yakaladık. Çok da beğendik. Endülüs aslında Sevilla’yı da içine alan bir bölge ancak biz Malaga’da konaklayarak Cordoba ve Granada’yı görebildik.

Malaga’da konaklamak diğer her iki şehire de otobüsle 1-2 saat uzakta olmanız anlamına geliyor. Türk Hava Yolları’nın Malaga’ya direk seferi olmasını da üstüne eklediğinizde turu düzenleyenlerin iyi bir tercih yaptığını söyleyebiliriz. Gezimizi anlatmaya öncelikle Malaga ile başlayalım, diğer şehirlere ulaşmak isteyenler aşağıdaki linklerden ilgili kısıma hızla ulaşabilirler.

Malaga

Orta büyüklükte bir liman şehri olan Malaga, bizim gittiğimiz Ekim ayında çok kalabalık değildi ancak yaz aylarında uzun plajlarına gelen bolca turist olduğuna eminim. Biz şehrin merkezinde Novotel Suites Malaga Centro otelinde kaldık. Her yere yürüme mesafesinde olan rahat bir oteldi. Şehrin limanında restoranların olduğu bir marina bulunuyor.

malaga-marina

Marinaya ve limana yukarıdan bakan tepeye çıktığınızda şehrin tarihi geçmişini ifade eden kaleyi görüyorsunuz. Bizim kaleyi gezecek zamanımız olmadı, sadece dışından ziyaret edebildik.

malaga-kale

Malaga geniş sokaklara sahip ve alışveriş yapılacak bolca mağaza ve bir çok restoran var.

malaga-alisveris-sokak

Sokaklar çok renkli ve sıcak bir mimarisi var. Çok geniş bir yaya bölgesine sahip.

malaga-sokak

Geniş meydanlarda bolca kafe ve restoran var. İspanyollar gündüz pek dışarı çıkmadıklarından, akşamları sokaklar çok kalabalık oluyor.

malaga-sokak-2

Sokakların arasında yürürken, Malaga’nın en ünlü yapısı olan katedral uzaktan beliriyor.

malaga-sokak-katedral

Malaga Katedrali oldukça heybetli bir yapı ve büyük bir alanı kaplıyor.

malaga-katedral-2

Diğer avrupa şehirlerinde alışık olduğumuz gotik tarzda değil, rönesans üslubunda yapılmış ferah bir yapı.

malaga-katedral

Malaga’nın bir diğer önemli yapısı da Picasso müzesi. Bizim zamanımız olmadığından gezemedik ancak kapısında uzun bir ziyaretçi kuyruğu vardı.

malaga-picasso

Pazar sabahı oldukça dindar olan İspanyolların değişik bir dini törenine de rastladık. Otelin yanındaki kiliseden aldıkları Meryem Ana’yı başka bir kiliseye götürme merasimi olduğunu öğrendiğimiz bu gösteride hem çocuklar, hem gençler, hem de yetişkinler bulunuyordu ve bando eşliğinde etraflarında halkla yavaş yavaş yürüyorlardı.

malaga-dini-toren

Özetle Malaga alışveriş ve deniz haricinde çok turistik olmayan ortalama bir şehir. Rahat ve geniş sokaklarında dolaşarak bir günde biter.

Cordoba

Günübirlik gittiğimiz Cordoba’nın, çok köklü bir tarihi var. Endülüs etkisinin en çok görüldüğü eski kent merkezine en yakın noktada duran tur otobüsünden inince, geniş bir nehirin yanından yürüyorsunuz. Nehirin kenarındaki Roma devrinden kalma Albolafia değirmeni sanki restore edilmeyi bekler gibi.

cordoba-albolafia-degirmeni

Biraz daha ilerleyince orijinali milattan önce birinci yüzyılda inşa edilmiş olan ünlü Roma Köprüsü ortaya çıkıyor. Geniş nehiri estetik bir şekilde geçen köprü çok ihtişamlı.

cordoba-roma-koprusu

Köprünün hemen önünde kente giriş yapılan Roma Kapısı yer alıyor. Bu noktada içeride güzel bir şeylerle karşılaşacağınızı iyice anlıyorsunuz.

cordoba-roma-kopru-kapisi

Kapıdan geçince bize göre Cordoba Camisi, onlara göre Cordoba Katedrali’nin duvarıyla karşılaşıyorsunuz.

cordoba-camisi-duvar2

Cami bir merkez gibi, dikdörtgen bir alana yerleşmiş ve etrafı turistik mağazalar, kafeler ve restoranlarla dolu. Önce biraz etrafı dolaşıyoruz. Daracık sokaklarıyla Cordoba çok sıcak bir kent.

cordoba-sokak

Biraz etrafı dolaştıktan sonra caminin bahçesine giriyoruz. Kocaman bir bahçesi var.

cordoba-camisi-bahce2

Oldukça bakımlı ve girdiğinizde sadece katedralin kulesi ile ağaçları görebiliyorsunuz. İlerledikçe caminin duvarları ortaya çıkıyor.

cordoba-camisi-bahce3

İslam mimarisi kokmaya başlayan ortamda artık içeriyi görmek için heyecanlanmaya başlıyorsunuz. İçeriye girmeden önce bahçenin farklı bir görünüşünü daha paylaşalım.

cordoba-camisi-bahce

İçeriye girdiğinizde sizi bol kolonlu bir yapı karşılıyor. Endülüs İslam mimarisinin tipik özelliği olan bu form Granada’da Elhamra Sarayı’nda da karşımıza çıkacak.

cordoba-camisi-kolonlar2

Bazı açılardan kolonların ucunu bucağını göremiyorsunuz. Gerçekten çok büyük bir cami ve az sonra göreceğiniz ortasındaki bir kısmı katedral haline getirmiş olsalar da bence hala ilk halini koruyor.

cordoba-camisi-kolonlar

Caminin bir çok alanını yok etmiş olsalar da muhteşem mihrabı kıyamadıklarından olsa hala yerinde duruyor. Gerçekten görülmesi gereken bir şaheser.

cordoba-camisi-mihrap

Gelelim bu yapının katedrale dönüşmüş kısmına. Öncelikle yapının içinde bir hazine bulunuyor.

cordoba-camisi-kilise-hazine

Katedralin yerleştiği bölgeye yüksek tavanlı bir yapı oturtmuşlar, oldukça da ihtişamlı olmuş.

cordoba-camisi-kilise-tavan

Bu kısmın tam karşısında katedralin mihrabı diyebileceğimiz yine güzel bir kısım da mevcut.

cordoba-camisi-kilise-mihrap

Camiden çıkınca dünyanın en dar sokağı ve dünyanın en küçük meydanı diye turistik isimler verilmiş bir takım özelliksiz yerlere de uğradık ancak Cordoba demek cami demektir, bu kadar net. Dönüşte otobüsümüzün park ettiği yerin hemen yanında müthiş bir bahçe vardı, içeriye giremedim ama kapıdan bir fotoğrafını çekmeyi de ihmal etmedim.

cordoba-bahce

Sonuç olarak, Cordoba’nın eminim görmediğimiz çok güzel başka yerleri de vardır ancak sadece camiyi görmek için bile bir günlüğüne de olsa gidilmesi gereken bir yer.

Granada

Endülüs’ün en ünlü sarayı olan Elhamra Sarayı’nın olduğu kent. Yine günübirlik gittiğimiz, hem eski şehrinden, hem yeni şehrinden hem de saraydan çok etkilendiğimiz kent. Saray yüksek bir tepede bulunuyor ve müze giriş biletleri saatli. Bizim giriş saatimiz öğleden sonra olduğundan gezmeye önce eski şehirin daracık sokaklarından başladık.

Evlerin balkonlarındaki ve bahçelerdeki çiçekler insanların sıcaklığını çok güzel anlatıyor.

Binaların arasındaki bir seyir terasından karşıdaki Elhamra Sarayı tüm ihtişamıyla görünüyor.

Eski şehirden aşağıya inen bir dar sokak bizim çarşılar gibi küçük mağazalarla dolu. Bol bol hediyelik eşya bulabileceğiniz bu mağazalardaki ürünler daha çok islami motiflere sahipler.

İnsanı sanki Fas’taymış gibi hissettiren bu bölgede çok özlediğimiz çaya en yakın haliyle bir çaycı bulunca oturup biraz dinlendik.

Şehrin bu bölgesi oldukça yeni ve geniş meydanlara sahip. Biraz da öğle vaktinde gelmiş olduğumuzdan olsa gerek, kafeler oldukça kalabalıktı.

Bu bölgedeki meydanlar oldukça ferah ve süslü. Heykellerle bezenmiş süs havuzları çok güzeller.

Artık Elhamra Sarayı’na giriş vaktimiz yaklaştığından otobüsümüze binip sarayın girişine geldik. Tur rehberimizin önceden ayarlamış olduğu biletlerimizi dağıtması ile planlı saatimizde sarayın bahçesine girdik. Sarayın bir çok bölgesi var ve aşağıda bahsedeceğim ancak öncesinde girişte gördüğümüz yerleşim planını vermekte fayda var.

Gezimizi Generalife, Alcazaba ve Palacios Nazaries sırasıyla yapacağımızı şimdiden söylemiş olalım. Saraya bilet alma ile ilgili detaylı bilgileri şuradaki siteden edinebilirsiniz. Özellikle saray kısmına giriş ile ilgili kısmı dikkatli okuyun, gerçekten tam saatinde gitmezseniz giremiyorsunuz.

Giriş gişelerinden geçince ünlü bahçelere girmiş oluyorsunuz.

Bahçeler çok bakımlı.

Özenle hazırlanmış yollarda yürümek çok keyifli.

Rengarenk çiçeklerle bezeli farklı tipte bahçeler var.

Bu kısmı biraz resimlerle geçmiş olacağız ama anlatacak pek bir şey yok, görmek lazım.

Son bir bahçe resmi daha…

Bahçelerin arasından yazlık saray olan Generalife’a varılıyor.

Burada, ileride görülecek detayların küçük ipuçları gelmeye başlıyor. Ahşap işçiliği muhteşem.

Bu sarayın içi gezilmiyor, bahçesinden bakıp devam ediliyor. Elbette yine muhteşem bir bahçe var.

Buradan ayrılınca Alcazaba’ya devam ettik. Burası saray kompleksinin diğer köşesinde bulunan bir kule ve çevresi.

Kulenin manzarası neden bu köşeye kule yapılmış olduğunu çok güzel anlatıyor.

Sadece Granada’nın değil, çok uzakların da görülebildiği hakim bir noktaya yapılmış.

En güzel kısmı sona ayırmak iyidir. Ünlü Nasrid sarayına girmeden önce biletsiz gezilen Karl Sarayı’na da bir göz atalım.

Nasrid sarayının bir kısmını yıkarak yapmış olmasından dolayı, ne kadar güzel olsa da güzel sayılmayacak iri bir yapı.

Bir tek özelliği var, yuvarlak avlusunun en ortasındaki mazgalın üstünde durup çığlık attığınızda hissettiğiniz akustik etki çok hoş. Biz epey eğlendik, bizi gören Japon turistler şarkı söyleyip daha çok eğlendiler.

Gelelim Elhamra’yı Elhamra yapan Nasrid Sarayı’na. Tam saatinde gişede olup başarılı bir şekilde içeriye girdik. Girer girmez ahşap ile yaratılan eserler belirmeye başladı.

Saray ile ilgili rehberimizden bir çok bilgi aldık. En çok bahsedilen ise sarayda binlerce kez “Allah’tan başka galip yoktur” anlamına gelen bir arapça cümlenin yazdığı oldu.

Tam olarak nerede yazdığını anlamasak da, etraftaki arapça yazıları bu anlama yorduk. Desenler ise inanılmaz güzellikte.

İnsan bu detaylara saatlerce bakabilir ve bir hata bulamaz gibi geliyor.

Sarayın aşağıda gördüğünüz havuzu ve çevresi insana huzur veriyor.

Etrafındaki odalara girdikçe başka başka detaylarla karşılaşıyorsunuz.

İsfahan yazımızda anlattığımız Ali Kapı Sarayı ile benzer bazı noktalar yok değil. Binlerce kilometre uzaklıktaki iki İslam eserinin bu benzerliği dikkat çekici.

Ancak bu detayları doya doya izleyecek zamanı bulamadığınızı da belirtelim. Rehberler zaman yetsin diye biraz hızlı ilerletiyorlar.

Ünlü Aslanlı Bahçe’nin etrafındaki odalar muhteşem. Bahçede tadilat yapılmaktaydı ancak yine de güzelliği etkileyiciydi.

Elhamra kompleksinin bu en güzel kısmına girmesi ve çıkması biraz dertli ancak sadece burayı görmek için bu kadar zahmeti çekmeye değer.

Granada sadece Elhamra Sarayı’nı görmek için bile gitmeye değecek bir şehir. Şehirde de zaman geçirilebilir ancak bizim günlük turumuz oldukça verimliydi.

Endülüs’ün eksik kalan ayağı Sevilla’yı da bir gün görmek istiyoruz. Yine de Malaga, Cordoba ve Granada’yı içeren bir tura katılmak çok keyifliydi. Görülesi yerler.

Gürkan, Ekim 2016