Etiket arşivi: kınalı

Saros Körfezi

İstanbul’da yaşayan ve yazın hafta sonlarında denize girmek isteyenler için birçok seçenek mevcut. Karadeniz ve Marmara Denizi’ne ulaşmak kolay ama ikisi de Ege Denizi’nin yerini tutamaz. İstanbul’a en yakın Ege Denizi kıyısı ise, daha önce sualtı dünyasında bahsettiğimiz Saros Körfezi. Yakın olsa da birçoğumuz tarafından yeterince bilinmiyor. Biz de yeni keşfettik. Hava güzel olduğunda Saros’a kaçıyoruz.

Saros Körfezi derken, biz burada Gökçetepe ile Erikli arasından bahsedeceğiz. Körfezin bu yakasında daha başka birçok güzel yer olduğu gibi, karşı yakasında da harika yerler varmış. Biz o tarafları henüz görmedik, bildiğimiz yerleri yazıyoruz.

İstanbul’dan Saros’a gitmek yaklaşık 4 saat sürüyor. TEM otoyolundan Kınalı’ya kadar gidip, oradan Tekirdağ yoluna ayrılıyorsunuz. Sonrasında Malkara ve Keşan. Keşan’dan Çanakkale tarafına döndüğünüzde şehri çıkarken sağda Erikli ayrımını görürsünüz. Ayrıldıktan bir kilometre kadar sonra iki alternatifiniz var. Gökçetepe ya da Erikli. İkisine de yaklaşık 30 km uzaktasınız ve arabanıza çok özen gösteriyorsanız birisini seçmek zorundasınız. Çünkü Gökçetepe ile Erikli arası sahilden 10 km kadar olduğu halde aralarında düzgün bir yol yok. Toprak bir orman yolu var ve biraz bozuk. Biz bu aradaki yoldan geçtiğimiz için o yolun güzelliğinden de bahsedeceğiz, o nedenle Gökçetepe’ye devam edip anlatmaya başlıyoruz.

Keşan’dan Gökçetepe’ye inen yol çok keyifli. Ayçiçeği tarlaları içinden geçen yolun kenarında, mevsimine göre, tarlasından kavun ve karpuz satan köylüler görebilirsiniz.

Saros-Aycicegi

Gökçetepe küçük bir köy. Deniz kenarında bolca yazlık var. Aracınızı rahatça park edip denize girebilirsiniz. Ancak köyün ve yolun bittiği noktada Gökçetepe Tabiat Park‘ı var. Köy içinde durmayıp Tabiat Park’ına girmenizi tavsiye ederiz. Otomobil giriş ücreti uygun, düşünmeyin. Çam ağaçları arasından yola devam ettiğinizde muhteşem bir koya geliyorsunuz.

Saros-Gokcetepe-1

Parkta çadırla ya da karavanıyla konaklayanlar da var ama biz sadece denize girdik. Cumartesi günleri sakin oluyor ama pazar günleri epey kalabalık oluyor. Gerçi her yer böyle. Koyun sol tarafı daha sığ.

Saros-Gokcetepe-2

Sağ tarafı ise biraz daha kayalık. Ortadaki park alanının arkasında ise soyunma kabinleri ve tuvaletler, bir de kafe var.

Saros-Gokcetepe-3

Kafe olsa da tipik hazır yiyecekler sattıklarından yanınızda sandviç, içecek ve biraz meyve bulundursanız iyi olur. Yol üzerinden karpuz aldıysanız, denizde soğutup afiyetle yiyebilirsiniz.

Deniz kenarı çakıl, denize giriş kolay, deniz ayakkabısına ihtiyaç yok. Çabuk derinleşiyor ve derinlik neredeyse sabit kalıyor. Su çok berrak ve şnorkel ile çok uzak mesafeleri görebilirsiniz. Sitemizin sualtı dünyası kısmında burada çekilmiş birkaç resim göstermiştik.

Saros-Gokcetepe-4

Denizin berraklığı sizi şaşırtabilir. Deniz suyu biraz serince ama uzun süre rahatça yüzülebiliyor. İstanbul’dan sabah erken çıkıp saat 11 gibi serin ve berrak Ege Denizi’ne girebilmek zaten yeterince güzel. Burada bir tam günü geçirmek mümkün. Hiç sıkılmadan dinlenip denize girebilirsiniz.

Biz yolumuza devam edip Erikli’ye kadar gitmek istiyoruz ve Tabiat Parkı’ndan çıkar çıkmaz sola dönüp, parkın çit duvarı boyunca devam eden toprak yola giriyoruz. Yol yükselerek tekrar deniz kenarına geldiğinde az önce yüzdüğümüz koyun güzelliği tekrar önümüze çıkıyor.

Saros-Gokcetepe-5

Bu toprak yol, başta bahsettiğimiz gibi 10 km kadar devam ediyor, ta ki İbrice’de asfalta kavuşana kadar. Döne döne giden dar ve biraz da bozuk olan bu yol boyunca denize yaklaştıkça çok güzel koylarla karşılaşıyorsunuz. Biz şu güzelliği görünce arabayı yol kenarına bırakıp deniz kenarına iniyoruz.

Saros-Yol-1

Burada deniz daha da güzel. Ama açık deniz olduğundan biraz dalgalı. Ayrıca daha çabuk derinleşiyor. Ama denizin altı çok daha berrak ve canlı.

Saros-Yol-3

Yüzme konusunda bir sıkıntınız yoksa burada da denize girebilirsiniz ama yanınızda şemsiye getirmeniz lazım. Biz yarım saat kadar suda kaldıktan sonra arabaya binip yola devam ettik. Aslında pek edemedik çünkü şu güzelliğe denk geldik.

Saros-Yol-2

Buraya bir isim veren olmamış herhalde, İbrice’ye yakın koy diyenler ver. Biz arılı koy dedik çünkü toprak yoldan buraya inen patikada birçok arı vardı. Fotoğrafta deniz kenarında arabalar olduğu görülüyor ama biz inemedik, patika epey bozuk, yukarıya park edip sahile yürüdük. Arıların bol olması da bu yüzden galiba. Halkımız çöplerini oturduğu yerde bırakmayı sevdiğinden ve muhtemelen bu patika yüzünden çöplerin alınması uzun aralıklarla olduğundan, birçok sinek ve arı etrafta dolanıyor. Biz neyse ki arı sokmadan denize indik ve muhteşem denizin tadına vardık.

Burada da deniz muhteşem. Yine de biz fazla zaman geçirmeden yola devam ettik ve İbrice Limanı’na varıp asfalt yola çıktık. İbrice Limanı dalış okulları ile dolu ve teknelerle dalışa gidip gelenler var. Limanın arkasında denize girecek küçük bir yer de var ama bize gereksiz geldi, Erikli’ye doğru devam ettik.

İbrice’den çıkan asfalt yoldan giderken sola denize doğru girdiğinizde, taş kırma tesislerinin arasından geçip Uzunkum Plajı’na geliyorsunuz. Biz burayı biraz kalabalık bulup devam ettik ve muhteşem İtalyan Koyu’na geldik.

Saros-Italyan-2

Erikli Belediyesi, her iki plajdan da girişte ücret alıyor. Ücretler makul ve karşılığında plajdaki şezlong ve gölgeliklerden faydalanabiliyorsunuz. Tabii boşta kaldıysa. Kalmama olasılığı çok olduğundan yanınızda şemsiye ve plaj sandalyesi bulundursanız iyi olur. Tamamen ince kum olan bu koyun sağ tarafı epey sakinken sol tarafı daha kalabalık.

Saros-Italyan-3

Bunun sebebi biraz da arabaya yakın olmak çünkü burada yiyecek ya da içecek bulabileceğiniz bir tesis olmadığından, herkes yanında getirdiklerini plaja taşıyor. Suyunuzu bile yanınızda getirmelisiniz. Ama tuvalet, duş ve soyunma kabini var. Koyun hemen arkasına akan küçük dere de plajın sağ tarafının arkasında küçük bir gölet oluşturmuş. Rüzgarsız günlerde bu tarafta rahatsız edici küçük sinekler olabiliyor.

Saros-Italyan-1

Biz sakin tarafı yani sağ tarafı seçtik. Denizin girişi ve içi kum. Şnorkel ile yüzerken sağdaki kayalık tarafta bir mürekkep balığı bile gördük. Deniz çok temiz ve berrak. Koyun arkası sazlık olduğundan, karadan esen rüzgarla denize uçuşan yapraklar denizin dibinde birikiyor. Dalga ile hareket ediyorlar ve sanki deniz yosunluymuş gibi görünüyor ama öyle değil. Tertemiz bir deniz var burada. Hem de nispeten sığ olduğundan çocuklar da rahatça yüzüyorlar. Bu yazının kapağındaki resim de buradan.

İtalyan Koyu’ndan sonra Mecidiye’nin sahili başlıyor. Peşine de Erikli plajı. Toplamda 3-4 km uzunluğunda bir plaj. Erikli sahiline de indik ama denize girmedik. Muhtemelen orası da çok güzeldir ama çok kalabalıktı.

 

İstanbul’dan günübirlik bile gidebileceğiniz bu güzel yerler henüz yeterince turistik olmamış. Erikli çok kalabalık ve her şey bulunuyor ama diğer yerler henüz bakir. Bu nedenle kendi ekipmanlarınızla gidecek şekilde hazırlanırsanız çok memnun kalacağınıza eminiz. Gece kalmak için de fazla alternatif olmadığını belirtelim. Erikli ve Mecidiye’de birçok pansiyon var ama aradığınız konforu bulamayabilirsiniz. Yine de bir kez olsun gidip görmeniz lazım.

Gürkan, Eylül 2013